İhanet Noktası - Dan Brown

Written by kalemkeş on 1.8.08 at 22:17

Balıkesir'e gitmeden yaklaşık 2-3 gün önce bir kitap aldım. Almamım tek nedeni kitabı birinin elinde görmemdi.

Kitabı aldım ve Balıkesir yoluna çıktık. Kitaba yolda başladım. Diyordum ki bu kitap bir haftaya biter.

Ama nerde? Kitap daha bugün bitti.

Ben genelde bitirdiğim her kitabın sonuna kitapla alakalı bazı notlar alırım. Bu kitabın sonuna bugün bazı notlar aldım.

Buraya o notları yazmayacağım.. Çünkü hem oldukça kısa, hem de oldukça özensiz bir imlayla yazılmış.

Kitaba dönelim değil mi?

Kitabın adı "İhanet Noktası". Kitap ünlü yazar Dan Brown'ın. Kitap ince bir noktaya değinmiş. Kitapta politikada ahlak, güvenlik ve gizli teknoloji konularını işlemiş yazar. Oldukça çarpıcı yazmış. Hatta bu kitapta bazı şeyler öğrenmedim değil. Ama eğer sizler ben gibi daha önce yazarın diğer kitabı "Da Vinci'nin Şifresi"ni okuduysanız yazarın anlatımında eksiklikler görebilirsiniz.

Ya da biz buna eksiklik demeyelim de değişiklik diyelim. Da Vinci'nin Şifresi adlı kitapta her sayfayı okuduğumda diğer sayfayı okumak için can atıyordum. Sırf merak yüzünden o kitabı cuma akşamı ile pazar akşamı arasında bitirmiştim.

Ama bu kitap o kadar ilgi çekici değil.

Daha önce de dediğim gibi eğer daha önce "Da Vinci'nin Şifresi"ni okuduysanız bu kitabı bitirdiğinizde hayal kırıklığına uğrayabilirsiniz. Ben o dediğim hayal kırıklığına uğradım, oradan biliyorum.

Her ne kadar bu kitabı beğenmesem de iyiydi diyeceğim. İşte bu yüzden teşekkürler Ayşegül.

Birimiz İkimiz Kim?

Written by kalemkeş on 18.7.08 at 16:35



Hayat sahnemde roller dağıldı…
Birimiz ikimiz için oynadık orada,
Diğerimiz hiç olmadı…

Üç noktaya benzettim bizi:
Ortada sen, sağ yanında ben…
Benim adım bile lügatte “âşık”tı.
Ve aşk sözüne en yakın,
“Sol” yanındaki noktaydı…

Birimiz ikimiz için vardık o cümlede,
Diğerimiz hiç olmadı…

Oyun da bitti nihayet ama
Taşlar aynı kutuya hiç konmadı…
Yaşımı kalbime döküp ağladığım gecelerde
Kimse, gökten sana yıldız çaldığımı duymadı.

Birimiz ikimiz için ağladı nöbetlerde,
Diğerimiz hiç olmadı…

Mısralar dizdim adına, boş kâğıtlara,
Sonra bağladım sevda yükü kanatlara.
Zarfımın içinde bir şiir vardı…

Birimiz ikimiz için vardık o şiirde,
Diğerimiz hiç olmadı…

Benim harflerim vardı;
Birazını sen aldın, “yirmi biri” bana kaldı.
Yemyeşil bir ağaçtım yirmisinde daha,
Yalanların açtığı karanlık bir mezar sardı...
Sözlerin çarptı gövdeme; ağaçtan akan “kan”dı.

Birimiz ikimiz için öldük o mezarda,
Diğerimiz hiç olmadı…

http://www.akliminodalari.net/amatorsiir/Odabasi_Birimiz-ikimiz-Kim?-35.html

Morgun Son Delikanlısı

Written by kalemkeş on 10.7.08 at 02:18

Bir vicdan ayaklanmasına doğru genişlerse kalbin /şiir gibi yürürse ince ve narin... Anla ki sen herkes değilsin! Yaklaşık 1 ay önce bir kitap aldım. Nasip daha yeni bitirdim. Kitabın adı 'Morgun Son Delikanlısı'. İsminde meymenet yok ama ben kitabı sadece ismine bakarak aldım. İyi ki almışım. Kitabı Balıkesir'e giderken yanımda götürmüştüm. Arkadaşlar bile beğendi. Kitap deneme-öykü türünde yazılmış. Çok çok kalın bir kitap değil. Altı üstü 151 sayfa. Kitabın yazarı tam benim istediğim türlerde deneme ve öyküvari öyküler yazmış. Duygularını çok iyi açıklamış. Bir kitap nasıl tanıtılır bilmiyorum. Sadece alın, okuyun diyebilirim. Ben kitap konusunda seçiciyimdir. Bu kitapta hoşuma gitti dediğim gibi. Kitap Yolcu Dergisi Yayınları'ndan çıkmış. Yazarı Ferhat KALENDER.

Kitabın satış linkini bulamadım. Ama tanıtımını şurdan okuyabilirsiniz. --> http://www.yolcudergisi.com/detail.asp?40

TV'deki dil bayatlıkları!*

Written by kalemkeş on 22.5.08 at 20:08

Sağduyu her zaman, her yerde gereksinim duyulan bir yeti. Hele doğruyla yanlışın tümden birbirine karıştığı günümüz Türkiye'sinde. Sağduyulu kişi, işlerin hepten arapsaçına döndüğü, adamı zıvanadan çıkardığı durumlarda akıl sağlığını bozmadan davranabilir, akla uygun yargılar verme yeteneğini, doğru yargılama gücünü koruyabilir, doğruyla yanlışı soğukkanlılıkta ayırt edebilir. Bu yüzden olsa gerek, insanlar son zamanlarda bu sözcüğe sık sık başvuruyorlar. Bir süredir gerek gazetelerdeki köşe yazılarında, gerek televizyonlardaki açok oturumlar ve söyleşilerde sağduyu sözcüğünün sıkça kullanıldığına tanık oluyoruz Ne ki, birçokları "aklıselim"i "sağduyu"ya yeğliyorlar.

Hemen Söyleyeyim: Dili eskiten de, yenileştiren de zamandır, zamanla yaşanan değişimdir. İsteyen istediği sözcüğü kullanır, kimse kimseye hangi sözcüğü kullanacağını buyuramaz. Gerçi ben her zaman eğer anlamı yeterince veriyorsa- yeni sözcüklerin yeğlenmesinden yanayım, ama birilerinin canı da eskileri kullanmayı çekebilir. Kimseyi ilgilendirmez. Eski sözcükleri doğru kullanıyorlarsa, yalan yanlış kullanarak dil kirliliğine yol açmıyorlarsa elbette.

Son zamanlarda, kimi öğretim üyeleri, tanınmış uzmanlar, adlı sanlı köşe yazarları, "aklıselim"i ısrarla yanlış kullanıyorlar. "Falanca aklıselim insandır, filanca aklıselim kişidir" gibi... Benim bildiğim, "Aklıselim" ya da "akl-ı selim" (eskiler "hiss-i selim"de derlerdi), "falancanın aklı pek selim" anlamına gelmez; o yüzden de, "aklıselim insan" denmez, "aklıselim insan" denmez, "aklıselim sahibi insan" ya da Türkçesi "sağduyulu insan" denir.

Söz " Eşek Arısı"na düşmüşken, son günlerde televizyonlarda durmadan karşımıza çıkan bir fındık fıstık reklamına değineyim bari. Malın tazeliğini anlatmaya çalışan reklamın çeşitli değişkeleri var; konu birnde leblebi oluyor, birinde badem, birinde ayçekirdeği. Ama ana cümle değişmiyor: "Ayçekirdeğinin taze mi değil mi olduğunu nasıl anlarsınız?" sorusu soruluyor. Evet, aynen böyle deniyor. Doğrusu şöyle olsa gerek: "Ayçekirdeğinin taze olup olmadığını nasıl anlarsınız?" Ya da daha rahat söylemek istiyorsanız, "Ayçekirdeği taze mi, değil mi, nasıl anlarsınız?"da diyebilirsiniz.

Reklamcı olmadığım için bilmiyorum, acaba yanlış söyleyince daha mı dikkat çekici oluyor? Ya da çok geniş bir kitle hedef alındığından, "halkın konuşma dili"nden mi yola çıkılıyor? Sanmıyorum. "Ayçekirdeği taze mi, değil mi, nasıl anlarsınız?" dense daha mı az dikkat çekecek? Tartışma götürür...

*Bu yazıyı geçen cuma Radikal gazetesinin kitap ekinden almıştım. Adresini bulumadım. Bir yazının içinde "EŞEK ARISI" diye bir kısımdı.

ÖZLEM

Written by kalemkeş on 22.2.08 at 17:10


Simitçinin elindeki paranın şıkırtırsını
Balıkçıların bağırışı,
Martıların ötüşü,
Gemilerin sesi,
Darbukacı çocuğun tıntını bastırıyor
Ama nedendir bilinmez
Şurada,
Bodur ağacın yanındaki çocuk o sesi duyuyor sadece...


...Acaba paraya olan özleminden mi?
 

About the author

This is the area where you will put in information about who you are, your experience blogging, and what your blog is about. You aren't limited, however, to just putting a biography. You can put whatever you please.