Mahalle Maçı

İlk zamanlar taştan direkler yapardık. Adım sayardık her seferinde. 15 adım... Üst direği değişkendi kalenin. Kalecinin boyuna göre değişirdi.
Sonraları tahtadan kaleler yaptık. Üst direği vardı bu sefer. Ama inşaatçılar söküyordu her seferinde. Betondan yaptık o da kâr etmedi. Bizde eski usul taştan direklerle devam ettik.
Sonra gözümün önünde kısa boylu bir çocuk koştu. Kaleye doğru yol alıyordu. Karşısında ona göre daha uzun boylu ve sarı bir çocuk. Koşan çocuk şutu çekti ve gol oldu. O anda kaleci bağırdı:
- Yedinci kaleci kimse gelsin. Bak çıkıyorum.
Forvette başka bir çocukyalvarıyordu bir diğerine; "Benim yerime geç ne olur?". 15-20 saniye sonra top kaleci tarafından sektirildi ve dikildi. Allah kahretsin, top dereye yuvarlandı. Şu kokudan yanına yaklaşılmayan dereye. Küçüklerden biri yokuş aşağı koşmaya başladı. diğerleri arkasından bakıyordu. Sonra biri:
- Dikkat et demire!!!
diye bağırdı.
- He?
dedi aşağıdaki, dengesini kaybetti, "Hayır!!!" dedi yukarıdakiler hep bir ağızdan.
Elim gözüme gitti. Gözümdeki yaşı sildim. Saatime baktım. 1 Temmuz 2009, 16:45.
Tam on sene önce bugün ölmüştü küçük çocuk.
Not: Fotoğraf hakkında ayrıntılı bilgi için üzerine tıklayınız.




0 yorum:
Yorum Gönder