Simyacı








Kitabın Adı
:
Simyacı
Kitabın Orjinal Adı:
:
O Alquimista
Kitabın Yazarı
:
Paulo Coelho
Kitabı Türkçeye Çeviren
:
Özdemir İNCE
Kitabın Yayınevi
:
Can Yayınları
Kitabın Sayfa Sayısı
:
166
Kitabın Baskı Tarihi
:
2002
Kitabın Baskı Sayısı
:
75. basım
Kitabın Kapağı
:
Semih ÖZCAN








Bir zamanlar Bagdat'ta yaşayan bir adam varmış.

Bu adam günün birinde büyük bir mirasa konmuş. Hiçbir çaba harcamadan öyle çok mal-mülk sahibi olmuş ki ne malının ne de paranın kıymetini bilebilmiş. Kendi emeğiyle kazanmadığı parayı har vurup harman savurmuş.Bir söz vardır: "Hazıra dağ taş dayanmaz" diye. Gün güne akmış, bizim Bağdat'lı zenginin cebi boşalmaya, akçeler de başkasının cebini doldurmaya başlamış. Paralar suyunu iyice çekince de mallarını, elinde ne varsa teker teker satmaya baslamış.

Adam kısa zamanda hem tüm oparayı, hem de bütün malları tüketmiş. Dünyanın ortasında, parasız pulsuz kalakalmış... Geç akıllanan adam, "Vay ben ne yaptım!" diyerek dizlerini dövmeye, "Allah'ım bana para verdin, mal mülk verdin, ben kıymetini bilemedim. Hepsini tükettim. Sana yalvarırım bana bir geçim yolu göster, yoksa bu canı al da kurtar beni" diye yalvarmaya baslamış...


Tam o gece bir rüya görmüş. Rüyasında, aksakallı bir dede, Allah'ın dualarını kabul ettiği söylenmiş. Bagdat'tan kalkıp Mısır'a gitmesi gerektiği, orada bir define bulacağı anlatılmış. Adam büyük bir sevinçle hemen yola düşmüş.

Uzun ve yorucu bir yolculuktan sonra nihayet Mısır'a varabilmiş. Üzerinde hiç para kalmadığından aç ve susuz sokaklarda dolaşmaya baslamış. Sonunda dilenmekten baska çaresi kalmamış. Dilenmekten o kadar cok utanıyormus ki, gecenin olmasını beklemiş. Gecenin karanlığının ardına saklanıp dilenmeye karar vermiş. O sıralar Mısırr'da hırsızlık da çok yaygınmış. Halife bekçilerine gece sokağa çıkanlara merhamet etmemeleri gerektiğini söyleyerek, "Gece sokakta kimi gorürseniz görün, mutlaka cezalandırın, acımayın!" diye ferman çıkarmış.


Bundan haberi olmayan Bağdatlı, gecenin içinde bir bekçiye hemen yakalanmış. Bekçi adamı yakalar yakalamaz bir güzel dövmeye baslamış. Bir yandan dövüyor, bir yandan da "Geceleyin sokakta ne arıyorsun sen? Neden sokağa çıktın? Kılığın kıyafetin buranın adamlarına benzemiyor. Kimsin, nesin, gecenin karanlığında neden sokaklarda dolaşıyorsun?" diyesorguluyormuş. Bizim Bağdatlı da yalvarıp duruyormus: "Ben buranın yabancısıyım. Taa Bagdat'tan geldim. Kötü bir niyetim yok. Açım, susadım, yorgunum. Kimse göremesin diye gece karanlığında dilenmeye çıktım" demiş.
Bekçi adamı dövmeyi bırakmış, "Anlat bakalim, taa Bagdat'tan neden geldin? Deli misin - nesin? İnsan o kadar yolu parasız, pulsuz niye gelir?" demiş. Bunun üzerine adam yaşadıklarını ve gördügü rüyayı anlatmış. Bekçi adamın rüyasını dinlemiş, sonra da gülmeye baslamış: "Sen bir rüyaya kapılıp buralara kadar gelmişsin, anlaşılan akılsızın birisin. Ben yıllardan beri zaman zaman aynı rüyayi görürüm. Rüyamda, 'Bagdat'ta falan mahallede filan evin bahçesinde bir define var, git onu al', derler de ben dinlemem. Benim aklım başımda, senin gibi aptalın teki değilim çünkü" demiş.
Adam bir anda yedigi dayağın acısını unutmuş, çünkü, bekçinin Bagdat'ta adresini verdigi ev kendi eviymiş!

İçinden Allah'a sükretmiş. Hemen gerisin geri memleketine dönmek üzere yola koyulmuş. Yollarda aç, susuz, biçare kalmış.

Yorgunluktan perişan bir vaziyette evine varmış. Hemen bahçesindeki tarif edilen yeri kazmış ve defineyi bulmuş!

İsterseniz, uzun yolculuklara çıkmadan önce, içinize bir daha bakın.

Belki hep aradığınız ama bulamadığınız hazine, oralarda bir yerde saklıdır!...


Bu hikayenin uzun uzadıya biçimlendirilmiş hali Simyacı. Ciddi ciddi öyle. Bir çoban şimdiki İspanya'nın olduğu bölgeden bir yaşlı kralın ve çingenenin dediklerini kaale alarak yola çıkıyor, sonradan hazine yerine kişisel menkıbesini takip etmesi gerektiğini öğrenip öyle yola devam ediyor. Başına bir çok şey geliyor iyi-kötü.. Sonunda yine memleketine dönüyor, o ilk anlattığı ağacın altına.

Ben kitabı gereksiz buldum. Mevlana'nın hikayesini daha önce okuduğumdan olacak. Bir de bendeki kitap sorunluydu, okurken hiç zevk almadım. Kitapta düzen falan yoktu.

Neyse yormayayım sizleri.. İyi okumalar.


Blog Widget by LinkWithin

0 yorum:

Yorum Gönder

  © 2008 - 2009 KALEMKEŞ

En üste çık